23 Eylül 2012 Pazar

Ayakizleriyle birlikte ilk deneyim.. Mahya Dağına yürüyüş

Sabah 7.30 da Bakırköy Ömür'ün önünden otobüsümüz bizi alıyor.  Hüseyin bey
araç içinde, poğaça ve meyve suyu ikram ediyor. Acıkmaya başlamıştım. Bu poğaça iyi geliyor doğrusu. 2 saatlik yolculuktan sonra yol üzeri tesislerinden birine uğruyoruz. Burada yine bir kahvaltı molası. Gidene kadar yemek yiyeceğiz galiba. Yemeyi hiç düşünmediğim halde tesislerde tepsi ıspanak böreklerini görünce dayanamıyorum ve karışık bir porsiyon börek tabağı hazırlatıyorum. Afiyetle bunları da mideye indiriyoruz. Yola devam.. Vize'de yine duruyoruz burada süt ürünleri satan Çiftçiler market varmış. Ürünleri tadıyor beğenmiyorum. Bunların alası İstanbul' da var diyerek çıbanbaşılık yapıyor ve birçok kişiyi alışverişten vazgeçiriyorum :)
Alışverişle vakit kaybetmek yerine M.Ö 500 lü yıllara ait Roma döneminden kalma  Trakya'nın tek antik tiyatrosunu görmeye gidiyoruz. Bu tiyatronun ortaya çıkarılışının oldukça trajik bir öyküsü var. Hazine avcılarının delik deşik ettiği yollar zamanla altta bir tiyatronun varlığını göstermiş. Bir çok kez bu bölgede kazı çalışması yapılıp arkeolojik eserlerin bulunmasına başlanmışsa da bürokratik sebepler ve farklı nedenlerle çalışmalar durdurulmuş. Neyse ki tiyatronun büyük bir bölümü ortaya çıkarılabilmiş. 
Ayakizleri grubu bu işi yıllardır yapan büyük bir aile. Oldukça kalabalık bir trekking topluluğu. Daha önce isimlerini çok kez duymama rağmen fırsat bulup organizasyonlarına katılamamıştım. Genelde kendi grubumla yaptığım geziler ve seyahatler oldukça keyifli geçtiği için ihtiyaç duymamıştım belki. Ama artık organizasyonlarını artık başkalarının yaptığı gezilere gitmeliyim diye düşündüm. Ve ben de bu gruba dahil olmaya karar verdim. İyi de yapmışım. Grubun lideri Hüseyin Şişman. Kendisi diş hekimi. Mesleğini yapıyor ama doğa tutkusundan da vazgeçemediği için de her boş anını trekkinglerle değerlendiriyor. Yardımcı lider Selim. Daha gelir gelmez herkese senin kıyafetin bu olmalı senin ayakkabın bu olmalı diye bilgiç bilgiç konuşup grubun bir kısmının sinirlerini zıplatan Selim! Neyse ki çok fazla uzatmıyor. :)



Kırklareli' nin Mahya Dağı 1031 mt. yüksekliğinde. Saat 11:30 ve yürüyüş henüz başlamadan dinlenmeye geçtik. Neler oluyor daha yorulmadık hep böyle molayla mı geçecek diye düşünüyoruz. Özlem' in istediği oldu. Molası bol soft yürüyüş. Şimdiden atıp tutmaya başlıyorum. Bana böyle yürüyüşler fazla hafif gelir. Oturmaya mı geldik hadi artık yürüyelim diye mızmızlanıyorum. 

  Saat 11:30 ve trekking başlangıç noktasına varıyoruz. Orman içine dalarak başladığımız yürüyüş 15 dakika sonra bir molayla yine bölünüyor. Hüseyin bey nevaleleri dağıtıyor. Yarım ekmek,domates, elma, beyaz peynir, yaz ve kış helvası.
Daha tokuz ama peynir Trakya'nın en iyi peynirlerinden ve domatesler hiç olmadığı kadar lezzetli. Hele dağıtılan kış helvasının ağızda dağılışı!! İyi ki aç değilmişiz :))

Yürüyüş sonunda başladı. İlk başta laylaylom başlayan yürüyüş daha sonraları dağ tepe tırmanarak devam etti. 
Biraz yorulmaya mı başladım ne? :)
Sonunda dağın zirvesine ulaşıyoruz. Bundan sonra Pınarhisar'ın Kuru dere köyündeki ziyafete katılacağız. Bu bölgede de et ve süt ürünleri satıcıları var. Buradan bol bol alışveriş yapıyorum. Et sucuk (ki hiç sevmem:)) tereyağ ve beyaz peynir. Oldukça lezzetli görünen beyaz peyniri ihtiyacımdan fazlasını almam gerek. Çünkü ben sabahları peynir yemeden kendine gelemeyen bir oburum. Hiç peynirsiz kalmamam gerek!
Hüseyin bey bize akşam yemeği olarak tarhana çorbası, ızgara köfte, bulgur pilavı ve yoğurt hazırlatmış. İçecekler ve köy ekmekleri ile köy meydanında köy kahvesinde 50 kişi ile birlikte aynı anda akşam yemeği yiyoruz. Çok keyifli ve bol deneyimli bir gün. Yeni arkadaşlar, farklı hayatlarla tanışma imkanı buluyorum. Günlük streslerden uzaklaşmama, başka dünyaların varlığını hissetmeme vesile olduğu için ayakizleri grubuna teşekkürler....