Tiyatro hayaliyle yatıp kalkıyorum son günlerde.
Tiyatro sezonunda en azından haftada bir kez oyuna giden ben yaklaşık 3 aydır oyun izlemiyorum ve bu konuda üzüntü duyuyorum. Ekim ayına yaklaştıkça tiyatro haberleri çıkmaya başladı. Bunlar bile beni mutlu etmeye yetiyor doğrusu.
Tiyatro sezonunda en azından haftada bir kez oyuna giden ben yaklaşık 3 aydır oyun izlemiyorum ve bu konuda üzüntü duyuyorum. Ekim ayına yaklaştıkça tiyatro haberleri çıkmaya başladı. Bunlar bile beni mutlu etmeye yetiyor doğrusu.
İBB Şehir Tiyatroları’nın 2012-2013 repertuarında yer alan Mehmet Murat İldan’ın yazdığı, Hülya Karakaş’ın yönettiği “Büyünün Gözleri”; Duşan Kovaçeviç’in yazdığı, Bilge Emin’in çevirdiği, M. Nurullah Tuncer’in yönettiği “Dar Ayakkabıyla Yaşamak”, Anton Çehov’un yazdığı, Belgi Paksoy’un çevirdiği, Engin Alkan’ın yönettiği “Vişne Bahçesi” ve Can Doğan’ın yazıp, yönettiği çocuk oyunu “Ali Baba ve Kırk Haramiler” adlı dört oyun sezon için hazırlıklara başlamış.
Bu oyunlar içinde en çok heyecanlandığım ve görmeyi sabırsızlıkla beklediğim oyun Dar Ayakkabıyla Yaşamak..
Dar Ayakkabıyla Yaşamak oyunun konusu; önemli üretim gücüne sahip olan bir ayakkabı fabrikası iflas eder. Fakat 5 işçi fabrikadan ayrılmak istemezler ve greve girerler. Bu süreci gözler önüne seren oyunda işsizlik ve çaresizliğin konu alındığını görüyoruz. Tuncer'in geçen sezonlarda yönettiği oyunların bol ödüllü başarısına bakılırsa bu oyun için şimdiden sabırsızlanmakta haksız olmadığımı düşünüyorum.
Kızım Zeynep'in de görmesinden mutluluk duyacağım oyun da tahmin edeceğiniz gibi Ali Baba ve Kırk HAramiler.. Masallar diyarında yolculuga çıkaracak bu ünlü eser çocukları binbir gecenin büyülü dünyasına sürükleyecek.
Ekim ayı bir an önce gelsinnnnn