14 Eylül 2013 Cumartesi

Saray da ..


Topkapı Sarayı, 400 yıl boyunca Osmanlı İmparatorluğuna ev sahipliği yapmış, boğazın en güzel  manzarasına sahip olan ve ünlü kaşıkçı elması ile kutsal emanetleri görebileceğiniz saray. 1924 tarihinde Atatürk tarafından müze olarak halkın ziyaretine açılmış. Buranın en önemli özelliği sanırım yüzölçümü. Vatikandan büyük ve Monaco nun yarısı kadar bir alana sahip. 5 saatten fazla gezdiğimiz ve hala görmediğimiz alanlar -her zaman olduğu gibi- tadilat var ve bir çok yere girilemiyor- olduğu göz önünde bulundurulursa Sarayın büyüklüğü daha kolay anlaşılabilir. Bende hayranlık ve şaşkınlığa neden olan diğer bir özelliği de Kutsal Emanetler bölümünde görevliler tarafından aralıksız Kur'an-ı Kerim okunması. Bu eski bir saray geleneğiymiş ve hala bu gelenek devam ediyor. 




 Genel olarak müzede sergilenen eserlerin fotoğraflanması yasak. Sarayda bulunan bölümler genel olarak çinilerle kaplı.Kutsal emanetler bölümünde gördüğüm el yazması Kur'an beni çok heyecanlandırdı. Halifelere ait kılıçlar, Kabe anahtarları. Peygamber Efendimizin ayak izi, sakalları, kılıçları.. Bu bölümde de ışık çok yetersiz ve uzun kuyruklar nedeniyle eserleri görmek sıkıntılı.




Saray alışageldiğimiz tipte değil. (Dolmabahçe Sarayı gibi değil mesela) Çeşitli ihtiyaçlara cevap veren binalardan oluşuyor. Avlular, köşkler, odalar, küçük bir cami, koğuşlar, bahçeler..Ve saray içinde saray denebilecek meşhur harem.. Yine çarpıcı bir nokta neresi kazılsa orada yeni bir bulgu çıkıyormuş. Bunun izlerini de saray alanında gezerken farkediyorsunuz. Bahçede daha saray avlularına girmeden Bizans sarnıcı izleri, Silah seksiyonunun bulunduğu bölümün altında kilise ve tarihi eserlere ait bölümler olduğu görülüyor.
Harem dairesinin altında 7 farklı yere ulaşan labirentler olduğu rivayetler arasında.

Hz. Musa'nın asasının bulunduğu bölüm

Yekpare olmayan bu sarayın krokilerle ve bilgilendirme notlarıyla anlatılmaması büyük eksiklik.

 3. Murad odası olarak anılan oda harem bölgesinde bulunuyor ve 3. Murad ın yatak odası olarak kullanılmış. Burası Mimar Sinan ın eseriymiş Yine aynı odada ilginç bir çeşme var.


Gözdeler Taşlığı Padişah yolunun bulunduğu üstü açık bahçeden oluşuyor ve gözdelerin odalarının kapıları buraya açılıyor.

Meşhur harem bölümünde tek görebildiğiniz şey kapalı kapılar.. Gündelik yaşamın geçtiği yerlere geçemiyor, döneme ait bir tane bile orjinal eser sergilenmiyor. Gözde cariyeler katı bi dönem açıkmış ama ahşap olduğu için yıkılma tehlikesi geçirmiş ve kapatılmış. :( Bu nedenle harem bölümünde fazlasıyla hayal kırıklığına ugradım.

Topkapı Sarayı diğer saraylar gibi ihtişamlı değil. Tüm gördüğünüz şey bol bol çini. Bu çinilerin varlığını Osmanlı'nın İslamı kabul etmiş olmalarından dolayı mütevazı görünme amacından kaynaklandığını düşünüyorum. Genel olarak cami ve medrese yapımına önem veren padişahlar Topkapı Sarayı için bir güç gösterisinden çok işlevselliğe önem verilen bir yer olarak düşünmüşler.

Bahçede güneş saati var. Bu güneş saati Osmanlılarda kullanılan yataş güneş saatine iyi bir örnek. Saate bakmak için önünde bulunan 4 basamaklı mermer merdivene çıkmak gerekiyor.

Küçük şehzadelerin kaftanları çok şirin ve ilgi çekiciydi
Yine aynı yerde bulunan Tılsımlı Gömlek. Osmanlı Padişahlarının giydiği ve üzerlerinde bir çok dua ve ayetin işlendiği bu gömlekler savaşta galip gelmek nazara karşı korunmak ve şifa bulmak içinmiş. Üzerlerinde yazılı bir çok şifre mevcut. Tarihe ışık tutabileceği düşünülen bu gömleklerin şifreleri çözüldüğü zaman bir çok önemli bilgi su yüzüne çıkacak demektir.Osmanlı Gömleklerinin sırrına ilişkin daha bir çok bilgi

Giysiler, savaş aletleri ve mücevherlerin boyutları insanın o dönemde yaşamış olanların fiziksel özelliklerine  ait soru işaretleri oluşturuyor.

Silah ve saat seksiyonundan sonra yine başka bir köşkteyiz. Silah seksiyonunun zemini görülmeye değer. Çünkü altta başka bir yeraltı şehri var. yine silah seksiyonunda hologramlar ve video gösterileri ilginç 


Keşke diyorum burada saray yaşamına ait izlere de rastlasaydık. Mesela Konyalı kafe yerine saray mutfagını görmeyi çok isterdim. Avlular arasında bina yönlendirmelerinin olmayışının sarayın esrarengiz havasını bozmamak için mi yaptılar acaba diye düşünmeden edemiyorum. Hiç bir yerde yönlendirme yok. Bir şema yok. Tamamen her yere tesadüfi giriyorsunuz. Bir yeri bulabilmek için sürekli güvenliğe sormanız gerekiyor. Mekan çok büyük olduğu ve köşkler avlular birbirine benzediği için bir zaman sonra hep aynı yeri geziyormuş izlenimine kapılıyorsunuz. Mekana girerken ne olduğu ne için kullanıldığına dair açıklamalar da fazlasıyla yüzeysel. Genel olarak hep duvarları çini ile kaplıdır Çiniler Kütahya'nın en iyi çinileridir şeklinde açıklama ile yetinilmiş.



Saraya giriş ücretleri konusunda bilgi vermek gerekirse, Türk yabancı ziyaretçi farkı ortadan kaldırılmış. Giriş ücreti 25 Tl harem için ayrıca 15 Tl ödenmesi gerekiyor. 0-18 yaş ücretsiz ama Harem için 6 yaş üstüne yine tam bilet alınması gerekiyor. 
Dev bir saray ama sadece bir demo gösterisi gibiydi. Gerçek yaşam içindeki halini merak ederken ben sadece görmemizi istedikleri ve görmemizi istedikleri şekilde göstermeleri memnuniyetsizliğimi arttırdı.Tabiri caizse ucundan acık..