Ali Poyrazoğlu bir çok popüler oyunundan sonra yine uzun seneler sahnelenecek bir oyun armağan ediyor izleyicilerine..
26 yıllık evli olan bir öğretmenin öğrencisine aşık olduktan sonra kendisinden beklenmeyen davranışlar sergilemesi ve sonrasında yaşananları anlatıyor Poyrazoğlu'nun son oyunu.
- Kimse beni onun kadar sevmeyecek.
- Herşey bitti derken imkansızın gerçeğe dönüşmesi ve yeniden YAŞAMAYA ! başlamak..
Sonsuzluk görecelidir, kimilerine göre yan 8dir (∞) mesela.
Çocuk yapmak sonsuzluğa uzanmak, geleceğe dokunmaktır.
Yaşamın en büyük armağanı "ailedir" insana!
-Güzel miyim? -Evi iyi idare ediyorsun!
Aşk öyle gözü kör eder ki, sevdiğiniz 2+2=5 diyorsa o 5 i herkese karşı savunabilmektir daima :)
Daha önce hakkında aşk dedikoduları çıkmış bir okul müdürünün, hakkında aşk dedikodusu çıktı diye bir öğretmeni kovması ne kadar da ironik.
-Affetmek mi? dedi kadın, - Benim onu affetmemi gerektirecek birşey yok ki. Onu insan olduğu için mi affetmeliyim?
Oyunun içinde geçen ve aklıma mıh gibi çakılan sözlerdi bunlar
Hele sahneden gelen bahar şarkıları yok muydu..
Poyrazoğlu'nun içli içli ağladığı sahne, öyle yüreğime dokundu öyle etkilendim ki, bir an yerimden kalkıp sahneye fırlamak ve Mahsun Hoca'nın ellerinden tutup 'siz bu yaşananları haketmediniz' diyerek teselli etmek geçti içimden..
Kimisi hıçkırıklarla güldü, kimi ise kahkalarla ağladı sahnede gördüğü kendine..
![]() |
| Genç kuşak oyuncularından Güneş Emir ve Ümit Kantarcılar'ın sadece fiziksel güzellikleriyle değil oyunculuk yetenekleriyle de var olduklarını görmek tiyatronun geleceği için umut verici. |
Bu oyunu Sayın Poyrazoğlu'nun yazdığını düşünüyordum ama sonradan öğrendim ki Paso'nun derin düşüncelerin bir eseriymiş. Oyun bittikten sonra öyle güzel tarif etti ki insanı, tiyatroyu, tiyatrocuyu, izleyiciyi, yaşamı.. Bu isabetli tanımlamaları yapan, felsefesini doğru aktarabilen birinin elinden çıkmıştır bu oyun diye düşündüm.
Evliliğe, birlikteliğe, aşka, farklı kuşakların olayları nasıl değerlendirdiğine, insan ilişkilerini ustaca seçilmiş sözcüklerin oluşturduğu repliklerle anlatan bir baş yapıt çıkarmış oyuncular.
Başınıza " aşk " düşsün dileğinden sonra tüm salonun " aminnn " haykırışlarının ortalığı inletmesi aslında herkesin ne kadar da en çok ihtiyacı olan şeyin samimi ve gerçek sevgiyi yaşamak olduğunu görmek, buna ne kadar ihtiyacımız olduğunu bir kez daha anlattı bizlere.
Belki oyun sonrası "Beni Yeniden Sev" demek isteyeceğiniz birisi olmayabilir ama yeniden tiyatroyu seveceğiniz kesin.

.jpg)
