25 Mayıs 2014 Pazar

Edirne deyince akla...

Miraç kandiline bir gün kala Selimiye Camii geliyor. Biz de hem Edirne' de okuyan kuzenimizin doğumgününü kutlamak hem de Osmanlı mimarisinin en önemli yapıtlarından olan 3.Selim' in Mimar Sinan' a yaptırdığı camiyi ziyaret etmek için bu şehre geldik. Daha önce Selimiye' ye gelmiş, burada ibadet etme imkanı bulmuştum. Ziyaretçisinin ne kadar fazla olduğunu unutmuşum. Öğle vakti bayanlar bölümünde yer bulmak imkansızdı. Neyse ki erken gelmiştik ve cemaatle namaz kılma imkanını bulduk.

Sonrasında Selimiye arastasını gezdik. Burası İstanbul' da bulunan Kapalıçarşı' nın bir benzeri. Demosu :) Bu çarşıda çeşitli hediyelik eşyalar, bol bol şekerleme ve helva var. 10 kişilik bir grup olarak aramızda en iyi şekerlemeci hangisi acaba diye konuşurken sıcakkanlı Edirne insanı hemen sözlerimize kulak misafiri olup bizi yardımcı oluyor. En taze, en kalitelisini Keçecizade' de bulursunuz diyor.

Yorulduk biraz dinlenme amacıyla Karaağaç' a gidip açık hava alanlarından birinde birşeyler içelim dedik. Çarşıya 3 - 4 km mesafede bulunan mekana gidebilmek için önce Tunca nehrinin üzerindeki taş köprüden sonrada Meriç nehri üzerinde ki köprüden geçtik. Mis gibi bir hava doluyor ciğerlerime. Tam nereden geliyor bu çam havası diye düşünürken hemen sağımda Edirne Kent Ormanı olduğunu görüyorum. Şehir merkezinde kocaman bir orman. Piknik alanları, mangal imkanı ve bisiklet parkurunda kiralayacağınız bisikletlerle keyifli vakit geçirebileceğiniz bir yer burası.

Daha yapılacak çok şey var deyip yine yola koyuluyoruz. Ve gökte ararken yerde bulduğum levhayı görüyorum.

Hasan Sezai Hz. Dergahı tabelası bu. Edirne' ye gideceğimi bilen bir arkadaşımın tavsiyesiyle yapılacaklar arasında yer alan türbe ziyareti notum tabelayı görmemle hayata geçmiş bulunuyor. Hasan Sezai bir evliya. Sokak aralarında kendisine ve hocalarına ait bir türbesi var.
Bahçede yaşlı bir amca oturuyor. 90 yaşında ve evliyanın torunlarından olduğunu ve bu zatın yaşam öyküsünü anlatmak istediğini söylüyor. Bunlar her ne kadar bana inandırıcı gelmese de böylesi kutsal bir mekanda kimsenin kalbini kırmak istemediğimden dinlemeye başlıyoruz anlattıklarını. Kurulmuş bir plak gibi sözler dökülüyor ağzından. Dişleri olmadığı için ne dediğini anlamakta güçlük çekiyoruz ama gelmeden önce
Hazret konusunda internette yaptığım araştırmalarda bulduğum yazıların bir benzerini okuyor sanki.


Sözleri bittikten sonra durun diyor sizi çok sevdim Peygamber Efendimizin mührü bir tane kalmıştı onu da size vereceğim ben :) Internetten bastırdığı fotokopi bir A4 kağıdı uzatıyor.
Satmıyormuş ama gönlümüzden ne koparsaymış. Bu tip din istismarı yapan insanlara kızarım ama huzurumu kaçırmamak için irdelemiyorum. Hasan Sezai Hazretleri ile daha detaylı bilgi

http://www.biriz.biz/evliyalar/ea0766.htm




Yorulduk acıktık. Sadede gelelim dedik ve Edirne' nin en meşhuru tabi ki tava ciğeri. Aydın ciğercisinin ününü duymayan bilmeyen yok. Hoş bilmesen de ciğercilerin bulunduğu Tahmis çarşısına girdiğinizde kimin popüler olduğu ve beğenildiği anlaşılıyor. Bir dükkan ki önünde yaklaşık 20-30 kişilik bir kuyruk var. Sanırsınız belediyenin aş evi.  Karşısında Kırkpınar gibi iyi bir lokanta olmasına rağmen birçok dükkan sinek avlıyor ve bu dükkanın içi tıklım tıklım. Zaten bitişiğindeki 5 dükkan kepenk indirmiş. Bu dükkanların önüne doğru da masa atmış Aydın Bey. Beklemeye başlıyoruz. Ancak 40 dakikalık bir bekleyişten sonra bize yer bulunuyor. Rezervasyon almıyorlar.Gelip beklemek gerekiyor bu lezzeti deneyimlemek için. Oturuyoruz. On kişilik bir masa hazırlamaları ve ayarlamaları imkansız. Bizi üçerli dörderli gruplar olarak serpiştiriyorlar masalara. Ben ciğer sevmem yarım porsiyon istiyorum tadına bakacağım sonuçta. Çünkü bir porsiyon gerçekten çok fazla. Bol kepçe lokantası gibi. Masaya önce kurutulmuş biber kızartması geliyor, acılı ezme, yağlı biber turşusu, bahçe domatesleri  ve ciğerin olmazsa olmazı soğanı.. Garsonlar bu yoğunluğun ve stresin içinde müşterilerle çok ilgili. Samimi diyaloglar kuruluyor bekleme esnasında. Saniyeler içinde ciğer siparişlerimiz geliyor. Ağzıma attığımda ömrü hayatımda böyle bir lezzetle karşılaşmadığımı düşünüyorum. Beklediğimize değdi doğrusu. Damarsız, zarsız balık kızartılır gibi kızartılmış mis gibi ciğer bu. Yarım porsiyon da neymiş bir oturuşta bir buçuk porsiyon yenir. :) Porsiyonu 12 TL. İçecekler 2.5 Tl Fiyatlar çok uygun. Hemen karşısında Ondo dondurmada tavsiye edeceğim başka bir mekan. Ben yemedim ama deneyimleyenler profiterolünün çok iyi olduğu söylüyorlar. Ben kendimi helvaya saklıyorum. Esatlar Helva. Çilingirler caddesinde küçük bir dükkanda yaz ve kış helvaları satılıyor. Fıstıklı, sade, kakaolu, bademli, cevizli. Çeşit çeşit. Çok lezzetli ve taze. Tatlıya yer kalmasa da alın evde yersiniz. :)

Otoparka doğru giderken birden kulağımıza Roman havası çalınıyor. Müziğin geldiği yere bakıyoruz. "Sokakta Sanat Var" pankartı asılmış. Kalabalık toplanmış ortada genç kızlar ve erkekler Roman havasında oynuyorlar. Cıvıl cıvıl kıpır kıpır bir ortam. Meğerse her yıl düzenlenen bir etkinlikmiş bu. Yalnız müzik değil diğer sanat kolları ile de bir çok stand kurulmuş. Heykel, resim vs.. Edirne halkı yoğun ilgi gösteriyor bu etkinliğe. Bu yıl 3. sü yapılıyormuş.


Bir gezimizin daha sonuna geliyoruz. Burada gezilecek daha çok yer varmış ama zamanımız doldu. Artık geri kalan bir başka sefere..