2 Temmuz 2013 Salı

8 günde Devri Avrupa





Orta Avrupa Seyahati güzel bir havada ve çok da erken olmayan bir saatte başladı.
Gezimiz uçaktan indikten  hemen sonra başlayacağı için dinlenmiş olmak önemliydi. Saat 8.50 de kalkacak uçağımız için 6. 45 de havaalanındaydık ve önce yurt dışı çıkış pulumuzu alıp sonra valizlerimizi teslim etmek için kontuarın önüne geldik. Online check in yaptığım için buradaki işlemim çok kısa sürdü ve pasaport kontrol noktasından da geçtikten sonra kapıda birşeyler içmek için kafeye oturduk. Overbook olmamak için erken gelmemiz şarttı. (overbook :  havayolu şirketlerinin maksimum kazanç sağlayabilmesi ve uçağın tam doluluk oranıyla kalkması için koltuk sayısından fazla bilet satması durumunda satınlan biletlerin sahiplerinin tamamının uçmak üzere kapıda bulunması hali. Bu durumda havayolu şirketi gelen yolculara bazı tekliflerde bulunuyor bu teklifler, business uçak bileti, bir miktar ücret, yemekli konaklama, transfer imkanı  oluyor. Bu iş pazarlığa bağlı. Bu duruma düşmüş bir havayolu şirketinin teklifini hemen kabul etmeyip bir sonraki yolculuğunuzu çok daha iyi koşullarda ve üzerine para alarak yapabilirsiniz. Tabi bu durumların sık yaşanması nedeniyle bazı havayolu şirketleri kapılarını uçuştan çok uzun bir süre önce kapatıyor ki kapıya gelemeyen yolcu sayesinde overbook olmaktan kurtulsun.
Biz bunların sohbetini yaparken oturduğumuz kafenin masalarından birinin üzerinde Hindistan uyruklu birinin unutulmuş pasaportunu gördüm. Pasaport kaybetmenin ne demek olduğunu hepimiz biliriz. İlgilisinin uçağını kaçırmaması için hemen havaalanı polisine teslim ettim pasaportu. Huzurlu bir şekilde artık yola çıkabilirdim. Sabırsızlanıyordum. Ve artık gökyüzündeydik.... Türk Hava Yolları'nın Do&Co ikramları her zamanki gibi çok lezzetliydi. Sırf bunun için bile seyahat edebilirim :) Bu arada bir hatırlatma; yurtdışı çıkış kapılarına yaklaştığınızda THY gazete servisi mevcut. Pasaport başına ücretsiz gazete veriliyor. Yolculuk esnasında sıkılmamak ve gündemden uzak kalmamak için iyi bir servis
Grubumuzun en neşeli en canayakın üyesi Ahmet Kaya' nın objektifinden.. Şehir turumuz sırasında Cumhurbaşkanı Saraşı, Prag Kalesi, St. Vitus Katedrali, Kafka' nın Evi, eski şehir meydanı ve astronomik saat kulesini göreceğiz.





Prag Çek Cumhuriyeti' nin başkenti. Çekoslavakya Slovakya ile 1993 de kadife ayrılıkla ayrılınca Çek Cumhuriyeti adını alıyor. Para birimi Kron. Kron un Tl değerini anlamak için fiyattan iki sıfır atıyoruz. Protestanlık burada doğmuş.Martın Luther ilk dini lider. 






Kocaman meydan da birbirinden değerli tarihi binalar var. Turistleri gezdirmek için nostaljik araba kiralama hizmeti veriliyor.



Çekler kültürel miraslarının yok olmaması için savaşmamışlar . Bu nedenle açık şehir ismi verilmiş. Prag sözlük anlamı eşik. 4. Karel döneminde çok zengin olduğu için Altın şehir ünvanı da var.



Aziz Vitus Katedralinden 



Katedralin kapısında mahşer günü resmedilmiş. Cebrail ölüleri kaldırıyor ve bazılarını Cennet'e bazılarını da Cehennem' e götürüyor. 



Katedralin mimari yapısının gotik olduğu bunu da heybetli göstermek için yapıldığı biliniyor.











Rehberimiz Erdem anlatıyor. Bu adam gerçekten işini çok iyi yapıyor. Evli ve 2 kız babası rehberimiz Boğaziçi Turizm bölümünden mezun. Rehber kriter çıtasını çok yükseğe çeken değerli biri. Erdem i tanıdıktan ve onunla yapılan turdan sonra başka rehberleri beğenmek zor olacak. Kendisi her bir grup üyesiyle ve de sorunlarıyla bizzat ilgileniyor , sakin ama bir o kadar da disiplinli bir yapısı var. Yılların tecrübesini okuldaki başarısıyla pekiştirmiş olduğunu görüyoruz. 

Altın Yol Prag ın küçük evleriyle dolu olan en küçük sokağı. Kalenin surlarına bitişik olarak yapılmış olan evler. önce kaleyi koruyan askerler tarafından kullanılmış sonra simyacılar ve tacirler kullanmaya başlamış. 22 nolu evde Kafka'nın.



100 kuleli şehir prag aynı zaman da dünyanın en büyük atlı heykeline de sahip



Tv vericisi. Bir dönem Doğu ve Batı nın iletişimini bozmak için kullanılmış.



Prag da şehrin yüksekten kesiti












Dilencilerin para isteme şekli ilginç. Heykelin altında yüzü yere eğilmiş secde şeklinde duran mavi tshırtlü dilenci yüzünüze bakmaya utanıyorum anlamına gelen bu hareketle para dileniyor



Heryerde olduğu gibi sokak sanatçıları köprü üzerinde müzik çalarak para topluyorlar



Kepler Müzesi



Çekler dünyanın en çok bira tüketen halkı. İlk Pilsen biraları Pilsen şehrinde üretilmiş ismi buradan geliyormuş. Bu resimde gösterilen Yılanlı ev bir kafe. İstanbul' dan gelen bir Ermenin açmış olduğu bu kafe eski bir tarihe sahip.










Döner burada bayağı tutmuş durumda.






Astronomik saat kulesi. Belediye Binası nın dışında yer alan saatin her saat başı yaptığı gösteriyi izlemek için meydanda toplandık. Saatin üstündeki her figürün bir görevi var. Elinde kum saati tutan ölüm, saatine bakıyor. diğer eliyle ölüm çanının ipini çekiyor. Bunun üzerine pencereler açılıyor. arkadan İsa ve havarileri geçiyor. Pencereler bu geçişten sonra kapanıyor. Saatin sağ yanında olan biteni anlamaya çalışan Türk figürü, solda elinde para kesesiyle bir cimri ve bir de kibirli insan figürü bulunuyor.
Astronomik saatin efsanesi şöyle; bu saat yapıldığında şehrin ileri gelenleri saatin mükemmelliğinden öyle etkilenmişler ki saati yapan ustanın gözlerine bir daha başka yerde bu saatin aynısını yapmasın diye mil çekmişler. Ama bu usta intikamını almak için saate geliyor ve mekanizmasını bozarak başka çok iyi bir usta tarafından tamir edilene kadar çalışmasını engellemiş.
Saat 3 bölümden oluşuyor. Pencere bölümü, saat bölümü ve takvim bölümü.


Saatin altında 4 figür var. Kibir, aç gözlülük, şehvet ve ölüm. Bunlar ülkenin en çok korktuğu 4 şeyi ifad ediyor.



Bu da saat kulesinde yer alan takvim. Ayları günleri burçları gösteriyor.





Turistleri gezdirmek için kullanılan ilginç bir bisiklet



Kukla ve gölge tiyatroları Prag da çok ünlü















Prag



Prag









Prag panoramik









Protestanlık yok anlamına gelen bu figür kral olmak için katolik olmak  gerekliliğinden doğmuş ironik ve ilginç bir sembol




























Prag da bir out door mağazasındayız. Bu magazada kano almak için kanoyu havuzda deneyebiliyor. Yağmurluk almak için yağmur kabinlerine giriyorsunuz. Kışlık mont alacaksanız montla birlikte camlı bir dondurucu bölüme girip alacağınız ürünü tecrübe edebiliyorsunuz.



Potrefena Husa adlı restorandayız. Tüm gün balık hayali kurdum nedense. Balık istediğim için burada yiyecek birşey bulamayıp dışarıda yedim ve buraya birşeyler içmeye geldik. Nurbin Prag da otelde tanıdığımız garson. Bize gönüllü rehberlik yapıyor. 



Bu görülen şişe alkol değil bir ilaç şişesi. Bu ilacın yararları saymakla bitmiyor. Yaraların üzerine döküldüğünde ertesi gün yaranın yokolmasını sağlamakla başlayıp soğuk algınlığı grip gibi hastalıklara iyi gelme gibi özellikleri bulunan bu ilaçtan ilaç fobim nedeniyle uzak duruyorum. Ama grubumuzdaki Burcu bu şişeyi çok uygun fiyata almış deneyecek.



Prag gece menzarası



Vlatava nehri nin ayırdığı iki yakayı birleştiren ve dünyanın en ünlü köprülerinden biri olan Karl Köprüsü. Köprüyü geçmenin tek yolu yürümek. 516 metre uzunluğunda 10 metre genişliğindeki köprüyü 3 tane kule koruyor. Efsaneye göre dönemin kralı azizden kraliçenin sırlarını söylemesini istemiş, aziz söylememek için direnince azizi öldürüp Karl köprüsünden atmış. 






Dans eden bina Tancici Dum, modern mimarinin çarpıcı bir örneği. 1990 ların başında Amerikalı mimar Frank Gehry tarafından tasarlanmış. Bu görünümüyle yapı, dans eden bir çifte benziyor.



Prag daki son günümüz sabah kahvaltıdan sonra yola çıkıp Dresden Almanya' ya geçeceğiz. Turun geneli içinde en fazla Prag a gün ayrılması isabetli olmuş. Mümkün olsa bir 3 gün daha burada kalırım. Gerçekten çok güzel ve keyifli bir şehir.



Prag dan Viyana ya geçiyoruz. Yol üzerinde bir alış veriş merkezinde mola veriyoruz. Arkamda görülen de gerçek bir Rus uçağı. Bir işletmeci Rus uçağını alıp restaurant olarak kullanmaya başlamış. Viyana da Opera, Niversite, Parlemento Binası, tiyatro ve müzeler bölgesi bulunuyor.







Viyana da bulunan bu dönme dolap çelik tekerlek olarak adlandırılıyor ve şehrin simgesi  haline gelmiş.




Viyana' da tüm orta Avrupa da olduğu gibi hayvan üst geçitleri var. Doğal hayatı koruyabilmek için  Lüksemburg' da geyikler için başlanan bu uygulamaya diğer ülkelerde katılmış. Tıpkı araba üst geçitleri gibi yolların üzerinde yolun iki tarafını birbirine bağlayan köprüler var ve bu köprülerin üzerinde hayvanların otlayabileceği yeşil alanlar var. Böylece hayvanlar yollardan geçmiyor. Burada enerji yatırımları fazla Rüzgardan maksimum derecede faydalanılıyor. Yol kenarlarında yerleşim yerlerinin trafiğin gürültüsünden etkilenmemesi için  ses perdeleri yapılmış. Doğası mükemmel olan Avusturya'nın özellikle göller bölgesi olarak nitelendirilebilen Salzburg muhakkak ziyaret edilmesi gereken yerlerinden. Viyana'yı görmek Avusturya'yı görmek sayılmayacağı için Göller bölgesine gelme planlarını şimdiden yapmaya başladım. Buradaki doğa öyle güzel korunmuş ki göldeki su içilebilecek düzeyde.




Hundertwasser adındaki ressam ''Ressam özgür olmak istediği evler hayal eder ve bunları gerçekleştirir " felsefesiyle Viyana'da bulunan ve çok sayıda turist çeken bu binayı resmetmiş ve hayata geçirmiş.



Binayı tasarlarken pencerelerin birbirinden farklı olmasını binanın rengarenk ve binanın içinden ağaçlar çıkmasını istemiş. Binanın ön kısmı da düz değil küçük tepeciklerden oluşuyor. Binayı resmetmeye gelen turistler çoğu kez sokakta alışık olmadıkları yer yüzünden kayıp düşüyorlarmış.






Kolonları bile sıradışı şekilde ve renkte.










Hava sıcak olacak diye endişelenirken her güne bir yağmurumuz vardı.



Viyana Moulin Rouge Vapianodayız. Nişantaşı'nda da daha önce deneyimlediğim bu restaurantın sıradan restaurantlara benzemeyen bir sistemi var. Kapıdan girişte bir kart alıyorsunuz. Bu kartla ne yemek istiyorsanız o bölüme geçiyorsunuz. Makarna (PASTA), Pizza ya da Salata bölümündeki aşçıya istediğiniz yemeğin nasıl olması gerektiğini söylüyorsunuz. Örneğin bir makarna siparişi vereceksiniz; fussuli mi, penne mi, spagetti mi vs önce bunu söylüyorsunuz ve gözünüzün önünde paket açılıyor ve hemen sıcak suya atılarak haşlanmaya bırakılıyor. Ardından makarnanızın soslarının nelerden oluşmasını istediğini söylüyorsunuz. Bu da o anda hazırlanıyor ve size servis ediliyor. Servis edildikten sonra kartı standın önündeki kart okuyucuya tutuyorsunuz. Ödeme yapmanız gereken tutar bu karta işleniyor ve siz çıkarken kapıda bu parayı ödüyorsunuz. Makarnalardan penne yemeyin kalın oluyor diğer makarna türlerini tavsiye ederim. 



Makarnalarımızı yedik fotograf zamanı



Sound of Vienna. Viyana ya gelinirde klasik müzik dinlenmez mi




Hanımefendi mezzo soprano. Enfes bir sese sahip



Beyefendi bir İtalyan. Hanım sesi hanım kızımızın yanında pek bir sönük kaldı.



Konser arasında içecek ikramı. Taze sıkılmış portakal suyu. Serin havada iyi geldi..



Dünyaca meşhur ve her yıl milyonlarca turisti Viyana' ya çeken Viyana konser gecesinde Mozart, Strauss ile salon orkestrası ve solistler ve vals vardı.



Viyana caddelerini keşfetmeye başladık.



Burası Viyana nın en ünlü kafesi. Aynı zaman da oteli de yanında olan Cafe Sacher e girdiğinizde kendinizi kraliyet ailesinden olarak görüyorsunuz. Servisler, tabaklar ve dekorasyonun parçası bazı noktalarda altın kullanılmış. Zacher pastası buranın en ünlü pastası. Çikolata ve kayısılı kek olarak düşünebileceğiniz pastayı krem şanti ile servis ediyorlar. Ben Torte Divers STK yedim o Sacher torte den daha güzeldi



Burada bir Türk kızıyla tanıştık. Kendisi garson olarak çalışıyor. Sinem. Öyle güzel gözleri vardı ki resme dahil edip nazar değmesinden korktum. Melez Güzel ...



Kışlık Saray ın merdivenlerindeyim









Kışlık sarayın bulunduğu bölümde Asya ya ait günümüz ve geçmişten izler taşıyan bir sergi vardı. Sergi ilginç objelerden oluşmuş. Güzel tarafı da bazı materyalleri deneyebilmeniz. Kıyafetleri giyebiliyor, gonga vurabiliyor onların makyaj malzemelerini kullanabiliyorsunuz.



Hem bu gongu  çalmak istemişimdir. İyi bir fırsat. Try me yazıyor üstünde daha ne olsun



Bu da serginin bir parçası. Asya oyuncaklarından. Bu da denenebilecekler arasındaydı.






Müze sonrası doktor arkadaşımızı bekliyoruz, henüz bitiremedi sergiyi..



Acıktık. Pastayı denedik şimdi de ünlü Şnitzelciyi arıyoruz.



Figlmüller deyiz. Viyana' ya gelmek için iyi bir sebep olarak düşünülebilecek lezzette şnitzel yedim. Tavuklu, dana eti ve domuz etinden oluşan 3 farklı şnitzeli var. Tavukla dana etini dana etinin inceliği yüzünden çok anlayamıyorsunuz. Aynı yere iki kapıdan girebilirsiniz. Arka kapıdan girerseniz sıra daha çabuk gelir. Menüde original olan domuz etli aman dikkat!! (domuz eti yemeyenler için). Dana etli şnitzeli 19.50 olarak tanıyabilirsiniz. 
Salatası mükemmel. Patatesli ve yeşilliklerle yapılan salatada kullanılan malzemelerin lezizliği ve tazeliği benzersiz.
Viyana'da kaldığımız uyduruk otelden kurtulduğum için seviniyorum. Prag daki görkemli otelden sonra burası hiç hoş değildi. Masa üzerindekı kırıntıları yerlere atma alışkanlığı bu otelde de sürüyor. Sanırım bu Avrupa'lıların ekmeğin nimet olduğunu birilerinden öğrenmeleri gerekiyor. 



Slovakya'nın başkenti Bratislava' dayız. Kadife ayrılıktan sonra Çekoslavakya' dan ayrılan Slovakya olarak yoluna devam eden ülke iyi yönetildiği ve Viyana'ya yakın olması nedeniyle Çek Cumhuriyeti' ne yetişmiş durumda.Viyana' nın zenginliğinden olumlu etkileniyor. Tuna'nın güzeli, Küçük ama Büyük Şehir isimlerini alan Bratislava ile Viyana arası 65 km. Slovaklarla Çekler arasında mezhep farkı var. Slovaklar katolik, Çeklerse Protestan. Her ülkede para biriminin farklı oluşu bizi zorladı. Burada Euro geçiyor.







Bu meydana çok yakın bir yerde Kaffee Mayer var. Bratislava' nın en iyi pastaları burada yapılıyor.






Bu çeşme tarihi bir çeşme değil. Aksine reklam amaçlı yapılmış. İlk açılışında musluklarından Cola akmış















Sokak figürü İGNAZ



Bratislava' nın bir diğer sevimli sokak figürü *man at work*  Adam iş başında isimli bu figürün suratı hep gülüyor. Bilin bakalım neden? :)





Seni küçük domuzcuk ne tatlı şey bu böyle



Bratislava da tiyatro binası









Seni yaramaz seni!!



Misafirperver karşılamaya karşılık veren turist hanım



Eski şehir merkezinde yemek ve alışveriş molası





Kilise de ayin vardı. Son dakika yetişebildiğim törende küçük çocuklar dini müziklerini seslendiriyor ve çalıyorlardı.



Alışverişten keyiflisi var mı



Bratislava dan ayrıldıktan sonra yönümüzü Budapeşteye cevirdik. Kısa bir süre sonra Maceristan ın başkentindeyiz. 
Bir diğer anlatımla Buda ve peşte.. Tuna nehrinin sağ ve düzlük olan bölgesi Peşte; sol ve tepeli olan bölümü Buda. 



Budapeşte hem Paris hem Viyana' ya benziyor. Her iki şehirden de ilham  alarak kurulmuş bu bölgede Flemenco otelde kalacağız. Dünyanın en romantik şehri denerek abartılmış belki ama Tuna nehrinin iki yakasını birleştiren köprüler özellikle geceleri ışıl ışıl ve göz alıcıymış. Sehrin en ilginç yanı tarih boyunca içinde bulunduğu Avusturya Macaristan İmparatorluğunda hep Viyana' nın arka planında kalması nedeniyle bir eziklik yaşamış. Bu nedenle şehirde görülen tüm tarihi binalar bir başka şehirdeki binanın taklidi. Bir kaç yüzyıl öncesine kadar ortasından geçen Tuna nehrinin iki yakasında iki ayrı şehir olan Buda ve Peşte birleşip tek şehir olmuş. Buda tarafı daha eski ve tarihi unsurları  barındırıyor Peşte ise yeni ve modern. 



Buda Kalesi



Ünlü Macar mimar Frigyes Schulek in inşa ettiği eser Balıkçılar Burcu. Şehrin en güzel manzarasını sunan eser, Matyas Kilisesi önünden Tuna Nehri ve Peşte ye doğru bakmaktadır. Şehrin savunmasında önemli rol oynayan balıkçılar loncasını onurlandırmak için 20. yy da inşa edilen yapı; kule ve kemermelerden oluşuyor. 



Budapeşte nin geceleri bir başka güzel. Işıklandırmalarıyla dünyaca ünlenen bu masalsı şehrin ışıkları gece 1 den sonra enerji tasarrufu nedeniyle kapatılıyormuş. 



Sana bir tepeden baktım aziz Budapeşte..



Parlemento binasının uzaktan görünümü.

Budapeştenin para birimi Macar Forinti. Harcama yapacağımız zaman TL değerini Forint tutarından 2 sıfır ve yüzde 10 atarak anlayabiliyorsunuz.



Kraliyet Sarayı nın kuzeyine doğru birkaç adımlık bir yürüyüş sonunda şehrin sembollerinden Matyas Kilisesi ne ulaşıyoruz. Temelleri 13.yy da atılan eser ismini, 15. yy da bu kilisede iki kez evlenen ve kilisenin genişletilmesine katkıda bulunan Kral Matyas tan almış. 1541 yılında Buda şehrinin Osmanlı tarafından ele geçirilmesiyle birlikte camiye dönüştürülmüş, heykelleri, sunakları ve duvarları zarar görmüştür. 145 yıl sonra 1686 da kilise tekrar Macarların eline geçince kimi yapıları barok, kimi yapısı ise neo gotik tarzda yenilenmiş.

Macarca Ut cadde demek utca sokaka ter de meydan anlamına geliyormuş.



Doğunun Paris'i Tuna'nın İncisi gibi isimler alan şehirde çok fazla yeraltı kaynak suyu var. Kaynak suları yararları nedeniyle ünlü.2 büyük tren istasyonu var. Buradan İstanbul'a tren varmış :)



Meşhur Aslanlı Köprü. Budapeşte de 2 si bayan isminden oluşan toplam 10 köprü bulunuyor. Aslanlı köprünün hikayesi şu; Köprüyü yapan mimar köprünün kusursuz mimarisi ile övünüyormuş. Köprünün açılışı esnasında çocuğun biri aslanların dili yok diyerek köprünün kusurunu ortaya çıkarmış. Mimar öyle utanmış ki intihar girişiminde bulunmuş.



Yağmur başladı. Sıcak olacağından endişe ettiğimiz tur programımız gayet serin bir havada devam ediyor. Şanslıyız :)



Çigan gecesi için Budapeşte'nin en otantik restaurantında Vadasparktayız. Kapıda bizi boğaçalarla karşılıyorlar. Enfes bir poğaça bu.Benim gibi hamur işlerini seven birisi için bulunmaz nimet.



Sahneye en yakın yerde konuşlandık. Geleneksel kıyafetler içinde Macar danslarını izleyip, Meşhur Macar Gipsy orkestrasının müzikleri eşliğinde dans ederken Macar mutfağının geleneksel güzel tatları ile eğlenceli bir geceye merhaba diyoruz.



Gulaş Çorba. Biz de yapılan etli patates yemeği bu!!! :) Çorbalar kovaların içinde getirildi masaya. Masaya bir kova ve bir kepçe bırakıldı. Tabaklara biz servis ettik. Tabağın yanlarına taşan çorbadan da anlaşılıyor değil mi? :) Aslen çorba olan goulash, kimi zaman yahni gibi olarak hazırlanıp ana yemek olarak da servis ediliyormuş. Ünü Macaristan sınırlarını aşan bu yemek, kırmızı et, kırmızı soğan, kırmızıbiber, patates, havuç ve baharatlarla hazırlanıp sıcak olarak sunuluyor. Gulaş ilk defa çobanlar tarafından pişirilerek yenmiş sonra halkın beğenisini kazanarak milli yemek haline gelmiş.



Masada el yapımı meyve suları özel şişesiyle soda vardı. Biz çorbalarımızı içerken pardon yerken :) sahneye keman virtüözü çıktı. Kemanı ağlatan adamı Farid Farjad bilirdim ama burada da ne cevherler varmış dedirtecek maharette keman sanatçısı vardı. Mükemmel parçalar çaldı. Resmen konuşturdu kemanını.




Patates buralarda pek makbul herhalde. Herşeyin yanında patates veriliyor. Ördek ve tavuk eti nar gibi kızarmış. Patetes püresi de yanında






Çigan gecesini çok büyük bir merakla beklemiştim ama gerek çorbanın tanıdık tadı, etlerin sıradan oluşu, gösterinin kafa şişirici vasat kalışı, tatlının krem şantiden oluşan kalori bombası oluşu son olarak buz gibi kahve ikramlarıyla bu geceden hiç memnun kalmadım. Keman resitalini hariç tutuyorum.



 47ve 49 nolu Tramvay tarihi merkeze yakın. Kahramanlar meydanın yanında buranın en ünlü geleneksel restaurantı bulunuyor. Gundel Etterem. Etterem olarak gördüğümüz kelimenin Restaurant olduğunu anlıyorum. Gundel Etterem de çingene pilavı yemeliymişsiniz. 



Kahramanlar Meydanı. Bu meydana yakın New York Otelinin alt katındaki New York Kafe tavsiye edilen mekanlardan.



Tren istasyonu



Margit adasına giden köprünün sağa dönen ayağındayız.Arpad Köprüsü. 1950 yılında tamamlanan bu köprü 928 m uzunluğunda ve adanın üzerinden geçiyor. Margit adası Tuna nehrinin üzerinde şehir gürültüsünden ve kalabalığından kaçmak isteyenlere iyi bir alternatif. 2,5 km uzunluğundaki bu ada eskiten aristokratların ve zenginlerin dinlence yeri iken günümüzde yeşil atmosferi piknik alanları araç trafiğine kapalı yürüyüş ve bisiklet yolları ile Budapeştenin gözde sayfiye merkezi haline gelmiş. Tarihi ibadet merkezleri, kaplıcalarıyla da ünlü ada da görülebilecek duraklar japon bahçesi, bodor kuyusu, su parkı.


Parlemento binası. Tuna nehrin nin kıyısında tüm heybetiyle dikilen yapı ülkenin bağmsızlığını ve gücünü vurgulaması için yapılmış ve karakterli bir sembol haline gelmiştir. Yapımında 1000 kişi çalıştığı söyleniyor. Bina nehir boyunca 270 m uzunluğunda, Dış cephesindeki beyaz neo gotik kuleler ve kemerleriyle göz alıyor. 



Ortasından nehir geçen bir şehir için köprüler önemli tabil. Budapeşte de buna en iyi örnek sanırım. Buda ile Peşte arasındaki ulaşımı sağlamak açısından Tuna nehri üzerinde 8 tane köprü inşa edilmiş. Bu köprülerden biri de Aslanlı köprü namı diğer Zincirli köprü. Şehrin en estetik köprüsü.



Burası Budapeşte Murci Wine House. Murci' ye Vaci Utca da rastladım. Bizdeki karşılığı İstiklal caddesi olan bu cadde modern şehir merkezinin kalbi. Kaliteli restoranlar, kafeler ve mağazaların sıralandığı  ve yarısı trafiğe kapalanı olan bu cadde de gerek yerli halk gerekse turistler hoşça vakit geçiriyorlar.
 Burada öyle lezzetli pizzalar yedim ki bir daha kolay kolay unutamam herhalde. Domuz eti yemediğim için vejeteryan pizzayı tercih ettim nefisti. Yanında salata istedim. Salata mükemmeldi. Macaristan' ın uluslararası yemeklerinden biri olan Hungarian Chicken sipariş ettim ama lezzeti pizza kadar iyi değildi. 



Arpad köprüsünün başka açıdan görünümü



Özgürlük anıtı Gellert Tepesinin üzerinde Budapeştenin Rus birlikleri tarafından kurtuluşunu simgeliyor. Tuna nehrinden 140 metre yükseklikte. Tepe ismini, Hıristiyan yapmaya çalıştığı halk tarafından bir fıçıya konulup tepeden aşağıya fırlatılan piskopos Gellert en aldığı söyleniyor. 



Tatilimizin son günü. Flamenco otelde kahvaltıdayız. Kahvaltılarda çok fazla hayal kırıklığına ugramadık. Genelde bu tip otellerde kraker ve kahve kahvaltı olarak veriliyor. Ama kaldığımız 3 otelde de her ne kadar beyaz peynir ve zeytin bulamasak da çeşit içeren kahvaltılar mevcuttu.
 Ögrendiğimiz önemli bir kuralda şu ;  Tatile çıkarken  GİYMEYİ DÜŞÜNDÜĞÜNÜN YARISINI; HARCAMAYI DÜŞÜNDÜĞÜNÜN 2 KATINI YANINA AL. :))