2 Haziran 2013 Pazar

Keşfedeceğiz derken...

Kırklareli başta doğası olmak üzere İstanbul' a yakınlığı ile avantajlı özelliğe sahip ilimiz. Ben bir gittiğim bölgeye bir daha gitmezdim ama burada beni çeken birşey var ki ikinci kez yolum buraya düştü. :) Gezi için Saat 7.00 de Bakırköy Ömür'ün önünden otobüsümüz bizi aldı. 23 kişiyiz. Grubun içindeki sayımız 6. Zorlu bir parkur olacağı için birçok kişi gelmedi. En az 8 saat öngörülen bir güzergah ve ne zaman biteceği kestirilemiyor. Patikadan gidiş olsa sadece belki bir nebze kabul edilebilir. Aksine, keçilerin bile tırmanmakta zorluk çektiği ağaçlık ve dikenli bitkilerin içinden geçerek ilerleyeceğiz. Kimi zaman karşımıza çıkan dereler bizi engellemeye çalışacak ama biz buna izin vermeyecek gerekirse yükselen dere sularına karşı mücadele ederek karşıya geçeceğiz. 

Saat 10: 00 da Kırklareli Vize ilçesi Sergen köyündeyiz. Yanımıza azıklarımızı aldık. Ekmek, peynir, domates, salatalık, kayısı ve enerjiye ihtiyacımız olacağı için yaz helvası. Haydi Allah Bismillah diyerek başlayacak yolumuz pusula yardımıyla sürekli doğuya giderek Kızılağaç köyünde bitecek. Güzergah belli değil. Tamamen doğaçlama olarak yolumuzu deneyerek ve keşfederek bulacağız. 
İşte alışık olmadığımız boyutlarda ve renkte dağ çilekleri.. Yolumuzu süsleyen ve yeşil yaprakların içinde kırmızı kırmızı bize göz kırpan bu şirin şeyler öyle lezzetliydi ki çileğin tadının nasıl olduğunu - olması gerektiğini hatırlattı bana.


İlk dere geçişimizi yaptık. Gururluyuz :) Başarabiliriz :)

Yaklaşık 8 saattir yürüyoruz ve yolumuzun daha çok uzun olduğu tespiti yapılıyor. Bu grubun tüm moralini alt üst ediyor. Evet keşif gezisi belki ama süremiz ilerliyor ve birazdan hava kararacak. Yapılan hesaplamalara göre güneş batmadan köye ulaşmak imkansız. Büyük bir çoğunluk diz ve bacaklardaki ağrıdan yakınmaya başladı. Yorulduk. Herkes akşam bizim için hazırlanan yemeklerin hayaliyle biraz daha yürüyebileceğini söylüyor. Dayanabilecek miyiz ?? Bilmiyoruz.. Yola devam..


To be continued...