Gerçek, ancak keşfedildiğinde değerli. Gerçek, hiçbir zaman olgunlaşmayacak ham meyve gibi..
Erkek egemen değerlerin hakim olduğu, savaşların yaşam biçimine dönüştüğü, işgal edilmiş topraklardan koparılmış mültecilerin kamplarda yaşamak zorunda kaldığı bir coğrafyada, çocuğundan koparılmış bir kadının, diğer iki çocuğunun hiç tanımadıkları babaları ve varlığından bile haberdar olmadıkları ağabeylerini bulmaları için planladığı yolculuğu konu alan "Yanık" oyunundan cümleler bunlar..
İkizler geçmişlerindeki korkunç sırrı keşfederlerken, annelerinin ve genel olarak Ortadoğu coğrafyasının kan, acı, yoksulluk, cehalet ve öfkeyle yoğrulmuş hayatlarıyla yüzleşirler.
Korkanların öfkesiyle, nesilden nesle aktarılan kin… Yüreklerde saklanan masumiyetin günahla yoğrulması, nefretin sevgiyle buluşması, yaşamlardan yola çıkılarak bir artı birin nasıl bir ettiğinin kolay betimlenemez anlatımı
Savaş karşıtı bu oyunda çocuklukları boğazlarına saplanmış bir hançer gibi hisseden bir matematik profesorunun ve amatör bir boksörün köklerini arayışını izliyoruz. Tiradları ile baş döndürücü oyun 3 saat sürüyor ama 3 saat 30 dakika kadar kısa geliyor insana.
"Zaman, kafası kesilmiş tavuk gibi çılgınca etrafta dönüyor ve biz onun kanında boğuluyoruz." gibi çarpıcı sözlerle sizi şaşkına çeviren bu oyunu izlemeniz şiddetle tavsiye olunur.
Burada bir dipnot eklemeden edemeyeceğim; tiyatro izleyicileri arasında, oyuncular performanslarını sergilerken yüksek sesle yorum yapan, biraz daha yüksek sesle konuş duyamıyorum diyen, "dram" a gülen insanlar vardı. Bu insanların tv dizileri seyrederken beyinlerinin sulandığını düşünüyorum. Bu yazıyı görüp belki bi parça ders alırlar diyorum ama bu yazıyı okuyacaklarını düşünmek saflık olur sanırım.
Erkek egemen değerlerin hakim olduğu, savaşların yaşam biçimine dönüştüğü, işgal edilmiş topraklardan koparılmış mültecilerin kamplarda yaşamak zorunda kaldığı bir coğrafyada, çocuğundan koparılmış bir kadının, diğer iki çocuğunun hiç tanımadıkları babaları ve varlığından bile haberdar olmadıkları ağabeylerini bulmaları için planladığı yolculuğu konu alan "Yanık" oyunundan cümleler bunlar..
İkizler geçmişlerindeki korkunç sırrı keşfederlerken, annelerinin ve genel olarak Ortadoğu coğrafyasının kan, acı, yoksulluk, cehalet ve öfkeyle yoğrulmuş hayatlarıyla yüzleşirler.
Korkanların öfkesiyle, nesilden nesle aktarılan kin… Yüreklerde saklanan masumiyetin günahla yoğrulması, nefretin sevgiyle buluşması, yaşamlardan yola çıkılarak bir artı birin nasıl bir ettiğinin kolay betimlenemez anlatımı
Savaş karşıtı bu oyunda çocuklukları boğazlarına saplanmış bir hançer gibi hisseden bir matematik profesorunun ve amatör bir boksörün köklerini arayışını izliyoruz. Tiradları ile baş döndürücü oyun 3 saat sürüyor ama 3 saat 30 dakika kadar kısa geliyor insana.
"Zaman, kafası kesilmiş tavuk gibi çılgınca etrafta dönüyor ve biz onun kanında boğuluyoruz." gibi çarpıcı sözlerle sizi şaşkına çeviren bu oyunu izlemeniz şiddetle tavsiye olunur.
Burada bir dipnot eklemeden edemeyeceğim; tiyatro izleyicileri arasında, oyuncular performanslarını sergilerken yüksek sesle yorum yapan, biraz daha yüksek sesle konuş duyamıyorum diyen, "dram" a gülen insanlar vardı. Bu insanların tv dizileri seyrederken beyinlerinin sulandığını düşünüyorum. Bu yazıyı görüp belki bi parça ders alırlar diyorum ama bu yazıyı okuyacaklarını düşünmek saflık olur sanırım.
