10 Nisan 2012 Salı

İsmene den alıntı

“Tanık olup göz yumanlar, örümcek elli yargıçlar, sıçanların egemen olduğu dünya, eğilmek gücünden yoksunlar, aşağılık bir ölümsüzlük peşinde koşanlar, öfkeli bakışları kılıç gibi kuşananlar, karanlık bir kendini beğenmişlik içinde olanlar, başkasının elbisesi içinde kendi olmaktan çıkanlar, alınyazısının kısır döngüsüne hapsolanlar, içindeki soğuğu hissetmeye başlayanlar, içindeki çığlığı boğanlar, adı bir daha anılmayanlar, kendini başkalarının gözlerinde görenler, suçlu gibi görünen suçsuzlar, kendini kör etmesi iyi olacaklar, heykellerin dudaklarını ıslatanlar, masadaki balığı yiyen kediyi kovmayanlar, sokaklardan geçen elleri meşaleli insanlar, büyük küpler ve örümceklerle dolu mahzendekiler, birden büyüdüğünü anlayanlar dökülür bir bir.. Karanlıktan aydınlığa, uykudan uykusuzluğa, ebediyetin kucağına yol alan bir yürüyüş yaşanır sanki."