Saat 20:30 Kırmızı bir perdenin önünde bekliyorum. Heyecanlıyım. Neyle karşılaşacağımı bilmiyorum.
Güzel bir genç kız gülümsüyor. Saatine bakıyor ve perdeyi açıyor. Rica ediyor biz bekleyenlere. Ayşenil hanım' ı alabilir miyiz önce? İBB Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Ayşenil Şamlıoğlu'nu tiyatro dünyasına getirdiği yenilikler ve reformlar nedeniyle takdir ederim. Orada görmek beni mutlu ediyor. Duvarları ve tavanı siyah boyalı içinde eskitilmiş bir başlığa sahip antik bir yatak ve sırtlığı uzun yüksek bir sandalye ile yine antika bir tuvalet masasının bulunduğu bir odaya giriyoruz. Sıra sıra dizilmiş birkaç sandalye var bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar az. Oturuyoruz.
Bir kadın yatakta uyuyor. Başka bir kadın başında uyanmasını bekliyor. Ve içeri genç yakışıklı bir subay giriyor. Uyuyan güzel kadını ziyarete gelmiş. Kabul buyuruyor güzel İsmene. Başlıyor sanatını konuşturmaya. Almıla Uluer Atabeyoğlu oyunculuğu ile devleşiyor. İktidar, aşk, cinsellik, din, bağlılık, ölüm, özgürlük ve erdem gibi konulara eleştirel bakış açısıyla yaklaşıp yaşadığı sarayındaki yalnızlığını, terkedilmişliğini, geçmişe özlemini, istediği gibi yaşayamamış olmasının kızgınlığını izleyiciye 1 saatlik bir monolog la yansıtıyor. Kimi zaman masum, kimi zaman mağrur kimi zaman da vahşileşebiliyor soğuk ve durgun güzelliğe sahip kadın. Melodik sesi oyunculuk yeteneği ve bakışlarıyla beni büyüledi. Uzun süredir hiç bu kadar etkileyici bir oyun izlememiştim.Rumeli Caddesindeki Semiha Berksoy Opera Vakfın da sahnelenen bu butik oyun bir şiirin nasıl tiyatrolaştırabileceğini görebililyoruz. Bedenini, görünüşünü, sesini ve duygulanımlarını bu kadar başarılı bir şekilde yansıtıp gevşeme yoğunlaşma gibi duygu geçişlerini çok iyi seçilmiş gerilimli bestelerle yoğuran başta Almıla olmak üzere tüm ekibi kutluyorum.
Güzel bir genç kız gülümsüyor. Saatine bakıyor ve perdeyi açıyor. Rica ediyor biz bekleyenlere. Ayşenil hanım' ı alabilir miyiz önce? İBB Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Ayşenil Şamlıoğlu'nu tiyatro dünyasına getirdiği yenilikler ve reformlar nedeniyle takdir ederim. Orada görmek beni mutlu ediyor. Duvarları ve tavanı siyah boyalı içinde eskitilmiş bir başlığa sahip antik bir yatak ve sırtlığı uzun yüksek bir sandalye ile yine antika bir tuvalet masasının bulunduğu bir odaya giriyoruz. Sıra sıra dizilmiş birkaç sandalye var bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar az. Oturuyoruz.
Bir kadın yatakta uyuyor. Başka bir kadın başında uyanmasını bekliyor. Ve içeri genç yakışıklı bir subay giriyor. Uyuyan güzel kadını ziyarete gelmiş. Kabul buyuruyor güzel İsmene. Başlıyor sanatını konuşturmaya. Almıla Uluer Atabeyoğlu oyunculuğu ile devleşiyor. İktidar, aşk, cinsellik, din, bağlılık, ölüm, özgürlük ve erdem gibi konulara eleştirel bakış açısıyla yaklaşıp yaşadığı sarayındaki yalnızlığını, terkedilmişliğini, geçmişe özlemini, istediği gibi yaşayamamış olmasının kızgınlığını izleyiciye 1 saatlik bir monolog la yansıtıyor. Kimi zaman masum, kimi zaman mağrur kimi zaman da vahşileşebiliyor soğuk ve durgun güzelliğe sahip kadın. Melodik sesi oyunculuk yeteneği ve bakışlarıyla beni büyüledi. Uzun süredir hiç bu kadar etkileyici bir oyun izlememiştim.Rumeli Caddesindeki Semiha Berksoy Opera Vakfın da sahnelenen bu butik oyun bir şiirin nasıl tiyatrolaştırabileceğini görebililyoruz. Bedenini, görünüşünü, sesini ve duygulanımlarını bu kadar başarılı bir şekilde yansıtıp gevşeme yoğunlaşma gibi duygu geçişlerini çok iyi seçilmiş gerilimli bestelerle yoğuran başta Almıla olmak üzere tüm ekibi kutluyorum.
