 |
| 10000 KALORİ |
 |
| Sabah kahvaltısı Piyano dinletisi eşliğinde |
 |
| Ulu Cami |
 |
| Namı diğer 40 Direkli Cami |
 |
| Afyon Kalesi Tepesi |
 |
| Afyon Kalesinden Panoramik Manzara |
Ben kaplıca seyahatlerini çok severim. İnsan bu tür seyahatlerde dinlenir, rahatlar, nefes alır. Dinç ve zinde olur. Hayata bir es vermek de cabasıdır. Bir özelliğimi çok seviyorum ben. O an nerede isem hemen o moda girebiliyorum. İş. güç. yapılması gerekenler, sorumluluklar, can sıkıcı gelişmeler bunların hepsi o anda önemini kaybedip sadece An a odaklanabiliyorum. Çünkü biliyorum ki hayat çok kısa. Başka şeyler düşünürken elindekinin, yaşadıklarının kıymetini anlamayıp sonrasında hayıflanmanın hiç anlamı yok. En iyisi mi herşeyi zamanında yaşamak. Ne dünü ne de yarını düşünürken bugünü kaçırmamak.


Cumartesi. Yarın yolculuk var. Gideceğim yerlerin etüdünü yapmak istiyorum. İnternete giriyorum. Anemon otelde konaklayacağız. Birden neden annemleri de götürmüyor tatili birlikte yapmıyoruz diye içimden geçiriyorum. Saat 21.00 annemi arıyorum.Tatile birlikte gidelim diye rica ediyorum. Annem nazlanıyor. Çok son dakika bir gelişme bu. Hiçbirşey hazırlamadım apar topar çıkılmaz ki yola diye kızıyor bana. İkna ediyorum. Gece 3.30 da sizdeyiz diyorum. Afyon en fazla 5-6 saat sürer.Tahmin ettiğimiz gibi oluyor. Saat 8.00 de Afyon'dayız. Kahvaltımızı İkbal' de yapmayı tercih ediyoruz. Afyon kaymağı ve Afyon sucuğu ile yapılmış special bir kahvaltı ardından otele giriş yapıyoruz. Güzel bir otel. Girişte resepsiyonist biraz canımı sıksa da sonradan bunu telafi ediyor. Otelin termal havuzunu çok yetersiz buluyorum. Burası bir termal otelden çok şehir merkezi, convention oteli. Daha çok iş adamları ve işkadınlarına yönelik. Odalarda wireless, kırtasiye hizmeti var. Ütü ve ayakkabı boyama hizmeti de tüm misafirlerine ücretsiz sağlanıyor. Fitness center da yer alan aletler modern ve spor yapanların ihtiyaçlarına cevap verecek düzeyde hazırlanmış. Restaurant bölümü sanırım otelin en iyi bölümü olsa gerek oldukça şık bir sunum ve dekorasyonla hazırlanmış çok lezzetli yiyecekler mevcut. Kaplıca turizmi nasıl olur. Bol bol suya giriyorum. Sauna, Buhar odaları, masaj derken oldukça dinlendirici bir tatil son buluyor. Bakalım sırada neler var.. Afyon'a gelmişken çok sevgili arkadaşımın da önerdiği gibi Ulu Camii' ye gidiyoruz. Kale eteğine yapılmış Afyon'un en büyük camii burası. Afyon' a 5 yıl evvel gelmiş bu camiyi görmüş ve unutamamıştım. Yine burada olmaktan dolayı mutluyum. Ulu camii nin bir diğer adı da Kırk direkli cami. Kapıdan içeri girer girmez ahşabın kokusu mest ediyor. Selçuklu döneminin en özel yapımlarından biri olan bu caminin tavanı tamamen ahşap. Kirişlerde motifler var. Hem de renkli. Bu cami 1100 yıllarında yapılmış. Yapılış öyküsü şöyle. Arazi çarşı imiş. Çarşı esnafı namazlarını kılmak için çarşı yakınına bir mescid yapmışlar ibadetlerini orada yapıyorlarmış. Bir gün çarşıda büyük bir yangın çıkmış dükkanlar yerle bir olmuş. Esnaf tekrar burayı çarşı yapmak yerine cami yapmaya karar vermişler. Arsayı biz verelim ama caminin yapılışı için Selçuklu Hükümdarı bize yardım etsin demişler. 5.5 yılda bitmiş cami. Caminin 40 tane çam ağacından direği var. Bu direklerin her biri bir esnafı temsil ediyor. Her direğin üstünde bir el işlemesi oyma var. Bunların 40 ı da birbirinden farklı. İnsan insana benzemezi anlatıyor bu farklılık. Geçen ay İkiz kulenin mimarlarından birinin de içinde bulunduğu bir heyet gelmiş. Mimari özellikleri öğrenmek bilmek için. Hayretler içinde kalmışlar. Bunca yıllık öğretiler, tecrübelerimiz boşuna imiş. İfadesini kullanmışlar. Cami minberi abanoz ağacından yapılmış ve yüzyıllardır en ufak bir zarar bile görmemiş. Marangoz ustası minberin kapısına ismini yazmış. Emirhac. Güzel bir isim. İsminin güzelliğine yaraşır bir işçilik çıkarmış Emirhac. Afyon depreminde bile yıkılmayan bu camiinin yıkılmama nedenlerinden biri de mimari yapısı. Bu cami yamuk dikdörtgen. Bize bilgi veren görevliye teşekkür edip Mevlevihaneye geçiyoruz. Burası Konya' dan sonra gelen en büyük ikinci Mevlevihane.