1 Şubat 2012 Çarşamba

Hülya' nın lafını beğenmeyenlere!!

Hülya Avşar bir köşeyazısında tiyatro oyuncularının arka sıradaki seyirciye sesini duyurmak için sesini yükselttiklerinde duyguyu veremediklerini yazmış. Bunun üzerine tiyatro oyuncularından oldukça ağır eleştiriler gelmiş. Hülya'yı cahil olarak nitelendirmişler ve sen ne anlarsın havasında konuşmuşlar.
Ben Hülya Avşar' a katılıyorum. Tiyatro oyuncuları olaya kendi açılarından bakıp değerlendirme yapıyorlar. Oysa Hülya bir seyirci olarak gayet yerinde ve mantıklı bir yorumda bulunmuş. Tiyatro oyuncuları oyunlarını kendileri için değil seyirciler için oynadıklarına göre bu husustaki konu oyuncular tarafından değil seyircilerin bakış açısıyla değerlendirilmeli.

Avşar' ın bu sözlerine yorum yapan oyuncular oldukça deneyimli ve uzun yıllardır bu işe gönül vermiş eğitimli oyuncular. Onlar bu sıkıntının yaşandığı oyunlarda yer almamış ya da bu olumsuz durumu bertaraf edebilmiş oyuncular. Bir çok oyuncu, özellikle de artık tiyatroların izlenebilirliğini arttırmak için, manken fotomodal ya da reklam piyasasından tercih ediliyor! Ve bu durum bir çok oyunda zuhur ediyor. Oyuncu sesini duyurmak için bağıra bağıra konuşuyor ve verilmek istenen duygu olayın hiçbir anlamı kalmıyor. Çoğu kez kendimi bir lise piyesindeymişim gibi hissediyorum.

Tiyatro oyuncularından Nilgün Belgün tiyatro oyuncunun, sinema yönetmenin işidir demiş. Evet bu konuda çok haklı. İyi oyuncularla oynanmış bir oyun her zaman seyirci tarafından hakettiği değeri görüyor. Tiyatroya kimse gitmiyor şikayetlerinin yaşandığı ülkemizde 'İstanbul Efendisi' oyununa yer bulabilmenin aylarca imkansız olduğunu hatırlatmak isterim. İyi oynarsan izlettirirsin!

Sinema gerçekten yönetmenin işi. Tiyatroda izlediğim 'Vahşet Tanrısı' oyunu oturduğum koltukta ne zaman bitecek diye sürekli saatime baktırtırken aynı adlı hikayeden uyarlanmış ve ünlü yönetmen Polanski tarafından sinemaya uyarlanmış hikaye oldukça ilgimi çekti ve keyifle izledim,