26 Kasım 2011 Cumartesi

Müstehcen Sırlar

Geçen hafta prömiyeri yapılan oyunu izlemeden önce Fatih Reşat Nuri sahnesinin çok yakınında bulunan ve bir şehir efsanesine dönüşen seyyar pilavcının önündeyiz. Henüz kebapçıdan çıkmış, karnımızı tıka basa kebapla doyurmuş olduğumuz halde bunca zamandır denemeyi kafama koyduğum için önündeki uzun kuyruğa rağmen sabırla bekleyip siparişimizi verdik. Uzun yıllardır İMÇ nin önünden her geçtiğimde onlarca kişinin sırada beklediği, trafiğin aksamasına neden olan, taksicilerin, vefa lisesi öğrencilerinin ve sair semtlerden sırf bu pilavı tatmak için gelenlerin oluşturduğu sıranın nedenini merak ederdim. Pilavı yiyince anladım ki haklılar. Gerçekten ne kadar güzelmiş, daha önce niye tatmadım diye hayıflandık arkadaşlarla. (Ama küçük bir sır: bu pilavın lezzetini ben de tutturuyorum) 


Tiyatrodayız.. Latin Amerikan tiyatrosunun son yıllardaki en etkileyici ve en uzun süreli oynanan oyunu. Bir çok izleyici, genel olarak oyununun doğal, kolay anlaşılır, öykücü tiyatro beklentisi nedeniyle oyunu anlaşılmaz bulacaktır. Zor bir oyun. İzleyicinin muhakkak bir kültür alt yapısı olması gerekiyor ki, oyunda ani geçişleri takip edebilesiniz. Oyunda düşünceler fevkalade bir hızla değişiyor, itiraflar, suçlamalar, inançlar... Bunlar, “teşhirci” mi, Marx mı, Freud mu, yoksa birer gizli polis mi?


Erkan Sever iyi bir oyunculuk çıkarıyor.
Hasta Siempre nin söylendiği sahne için bile gidilebilir.