18 Ekim 2011 Salı

Kürk Mantolu Madonna dan...

Kimi tutkular rehberimiz olur yaşam boyunca. Kollarıyla bizi sarar. Sorgulamadan peşlerinden gideriz ve hiç pişman olmayacağımızı biliriz.


Yapıtlarında insanların görünmeyen yüzlerini ortaya çıkaran Sabahattin Ali, bu kitabında güçlü bir tutkunun resmini çiziyor. Düzenin sildiği kişiliklere, yaşamın uçuculuğuna ve aşkın olanaksızlığına dair, yanıtlanması zor sorular soruyor. 


Kitaptan alıntı yapılabilecek o kadar çok cümle var ki..


Sabahattin Ali ' nin Kürk Mantolu Madonna romanından alıntılar..


 En tahammül edemediğim şey merhamettir..Bana acıdığınızı hissettiğim anda allahaısmarladık!.. Yüzümü bile göremezsiniz..



Kendi istediğimi değil, benden istenileni yapmaya mecbur olacağım.. Asla..Asla..


Hayatta yalnız kalmak esastır. Bütün yakınlaşmalar bütün birleşmeler yalancıdır. İnsanlar ancak muayyen bir hadde kadar birbirlerine sokulabilirler üst tarafını uydururlar ve günün birinde hatalarını anlayınca yeislenirden herşeyi bırakıp kaçarlar. Halbuki mümkün olanla kanaat etseler hayallerindekini hakikat zannetmekten vazgeçseler bu böyle olmaz. Herkes tabii olanı kabul eder ortada ne hayal söküut ne inkisar kalır. Bu halimizle hepimiz acınmaya layıkız ama kendi kendimize acımalıyız. Başkasına merhamet etmek ondan daha kuvvetli olduğunu zannetmektir ki ne kendimizi bu kadar büyük ne de başkalarını bizden daha zavallı görmeye hakkımız yoktur..


Bu hareketsizliğin, korkuya dayanan bu tereddüdün daha zararlı olduğunu, insan münasebetlerinde bir noktada taş kesilmiş gibi kalınamayacağını, ileriye atılmayan her adımın insanı geriye götürdüğünü ve yaklaştırmayan anların muhakkak uzaklaştırdığını karanlık bir şekilde seziyor ve içimde sessizce yanan, fakat gündün güne buyuyen bir endişenin yer etmeye başladığını hissediyordum.


Ona hakikaten dargın değildim asla kızmıyordum. Sadece müteesirdim. Demek ki beni sevemiyordu.


İnsanlar birbirlerini tanımanın ne kadar güç olduğunu bildikleri için bu zahmetli işe teşebbüs etmektense, körler gibi rastgele dolaşmayı ve ancak çarpıştıkça birbirlerinin mevcudiyetinden haberdar olmayı tercih ediyorlar."şimdi aramızda noksan olan şeyin ne olduğunu biliyorum." dedi. 


Bu eksiklik sana değil, bana ait...bende inanmak noksanmış... beni bu kadar çok sevdiğine bir türlü inanmadığım için sana aşık olmadığı zannediyormuşum... bunu şimdi anlıyorum. demek ki, insanlar benden inanmak kabiliyetini almışlar.... ama şimdi inanıyorum... sen beni inandırdın. seni seviyorum. deli gibi değil, gayet aklı başında olarak seviyorum... seni istiyorum...içimde müthiş bir arzu var... bir iyi olsam!


Bir ruh, ancak bir benzerini bulduğu zaman ve bize, bizim aklımıza, hesaplarımıza danışmaya lüzum bile görmeden, meydana çıkıyordu...


Ah Maria, niçin seninle bir pencere akşamlarında, sessizce yan yana yürüyerek ruhlarımızın konuştuğunu dinleyemiyoruz? Niçin yanımda değilsin?