Az
Hakan Günday
Güneydoğu Anadolu’da Yatırca isimli bir “korucu köyü’nde doğan 11 yaşındayken bir tarikat şeyhinin oğluyla evlendirilip İngiltere’ye gönderilen Derdâ ile İstanbul’da bir mezarlık duvarına yapılan gecekonduda yaşayan, hapisteki bir gaspçının 11 yaşın-daki oğlu Derda.
O mezarlıkta, ilk kez 11 yaşında kesişen yolları, yıllar içinde hırpalanıp yorulan bedenleri…
Hayat adeta bu iki çocuğu birbirleri için hazırlar, şekillendirir, yontar. Bütün anlamlarıyla Yazı bu iki çocuğu birleştirir.
Az, A’dan Z’ye “şiddet” üzerine bir nefeste okunacak sarsıcı iki hayat. Çocuk şiddeti, hayatın şiddeti, aşkın şiddeti, yazının şiddeti, inancın şiddeti, hırsın şiddeti üzerine bir Hakan Günday romanı.
Kitaptan
Az...
“Sen de fark ettin mi?
Az dediğin, küçücük bir kelime. Sadece A ve Z. Sadece iki harf.
Ama aralarında koca bir alfabe var. O alfabeyle yazılmış onbinlerce kelime ve yüz-binlerce cümle var. Sana söylemek isteyip de yazamadığım sözler bile o iki harfin aras-ında.
Biri başlangıç, diğeri son. Ama sanki birbirleri için yaratılmışlar.
Yan yana gelip de birlikte okunmak için.
Aralarındaki her harfi teker teker aşıp birbirlerine kavuşmuş gibiler. Senin ve benim gibi...
“Bu yüzden, belki de, az çoktan fazladır.
Belki de az, hayat ve ölüm kadardır! Belki de, seni az tanıyorum, demek, seni kendim-den çok biliyorum, demektir.
Bilmesem de, öğrenmek için her şeyi yaparım, demektir.
Belki de az, her şey demektir. Ve belki de benim
sana söyleyebileceğim tek şeydir..." |
|