Doğumgünüme 4 saat kala bir ön kutlamayı da çok sevdiğim arkadaşlarımla daha önce yakın civarında oturmama rağmen hiç karşılaşmadığım bir yerde kutladık. İçinde kuğuların yüzdüğü havuzlu ve otantik bahçesinde timsahtan, papağana, papağandan maymuna kadar çeşitli canlılara ev sahipliği yapan
Düven, eşsiz bir güzelliğe sahip. İçerisi bir müzayede salonunu andırıyor. Birbirinden ilginç eski tarım aletleri yanı sıra, eski eşyaların da sergilendiği restauranta bayıldım. Hiçbir masraf ve emek harcamaktan kaçınılmamış orjinal şekilde dekore edilmiş. Galata Kulesini çağrıştıran; taş, ferforje, ahşap ve yer çinilerinin kullanıldığı bu eşsiz manzaralı mekanda yeni yaşıma girmenin ve çok SEVDİĞİM arkadaşlarımla olmanın mutluluğu bana bu yaş günümün diğer tüm yaş günlerimden çok daha farklı olmasını sağladı. Ha bu arada Mavi Jean in özel koleksiyonundan bir t-shırt um ve kot pantolonum da oldu :)) Keşke insan her ay doğumgününü kutlasa :)
Sabah 9.00. Annem babam ve kızkardeşimin kahvaltı davetine gidiyorum. Çok mutlu hissediyorum kendimi. Doğumgününü 3 gün 3 gece kutlamak ve sevdiğin herkesi yanında bulabilmek mutluluğuma mutluluk katıyor. Enfes bir sofra hazırlanmıştı. Su börekleri, bezdirmelerde dahil olmak üzere bir kuş sütü eksikti sofrada. Neşe içinde kahvaltımızı ettikten sonra bir dondurmalı pasta geldi masaya. İnsanın 33 üne girmesi bu kadar sevinilecek bir durum değil aslında:) Sabahtan beri hiç telefonum susmadı. Yaşlandıkça insanın çevresi daha çok mu genişliyor? Yoksa bizler arkadaşlarımızın değerini daha çok mu biliyoruz? Ne güzel bir duygu bu kadar çok aranıp sorulmak.. Zeynep'in veli toplantısı vardı. Oraya yetişmemiz gerekiyordu. Ve tam saatinde okuldaydık. İnanılır gibi değildi söylenenler. Neyse bu başka bir blog konusu olacak zaten. Toplantı sonrası İto'daki çalışma arkadaşımız sevgili Sibel ve eşinin açmış olduğu Badalı Sigorta acenteliğinin açılışına davetliydik. Gittiğimizde Sibel'in eşi Cengiz'in doğumgünü pastası henüz kesilmişti. Çift kutlama yapıyorlardı. Sibel ve Cengiz' e hayırlı olsun dileklerimizi ilettikten sonra çok fazla oyalanmadan Tarabya'ya geçtik.
Fatih ve Özlem Therepia da bizi bekliyorlardı. Fatih'in müstakbel eşi Filiz işyerinden izin alamadığı için kutlamamıza katılamadı.Therapia; nostaljik bir tat veren Pera mimarisinin izlerini taşıyor. Mekânın duvarlarını süsleyen siyah – beyaz eski İstanbul ve eski istanbul’un balıkçı fotoğrafları ve fondaki greek müziği sizi çok eski bir yolculuğa çıkarıyor. Öyle bir yolculuk ki, Tarabya’nın küçük bir rum balıkçı köyü olduğu ve Karadeniz’den gelen esintiyi hissedebileceğiniz çok eski yıllara götürüyor. Tarabya’nın Therapia’ya olduğu yıllara…Therapia’nın mutfağında balığa dair aklınıza gelecek her şey var. Mezeci olduğum için ben en çok patlıcan ezmesini, barbunya pilakiyi ve deniz börülcesini sevdim. Doğrusu her misafirine levrek yapan ben bugün yine levrek tercih ettim. Ve ne kadar doğru bir karar verdiğimi daha levreğim masaya konduğunda kokusundan anladım. Levreği şiş haline getirip mangalda pişirmişler. Dayanılmaz bir tat. Ve yine pasta. En sevdiğim. Muzlu ve profiterollü. Doğumgünüm yüzünden herhalde 3 kg almışımdır. Bu iki günde.Sabah, kutlamalara bir günün yetmemesi nedeniyle Beykoz'da bulunan Village Resort Park a kahvaltıya gittik. Güzel doğal sessiz sakin bir ortamda ikinci doğumgünü kahvaltımı etmiş oldum. Nefis bir portre fotoğrafım çerçeveletilmiş şekilde hediye edildi. Evimin en güzel köşesine asıp hep bugünü hatırlayacağım.
